24 Ağustos 2009 Pazartesi

aylak kalınca hedef edinmek

Tatil bana göre değil gerçekten. Bunu yaşayarak anlıyorum. Her sene anladığım gibi. Düzenli olarak yaptırılan araba bakımları gibi, her yaz ve her kış bazen baharlardan birinde veya ikisinde de anlıyorum bu olayı ne yazık ki. Bu kadar sıkılınca da insanın aklına değişik fikirler gelebiliyor. Mesela bugün Kuşadasına indik de orada "sıtarbaks" var idi. Kuzenimin isteği üzerine(tamamiyle onun isteği yoksa o kahveleri fln hiç sevmem:P.) kahve almaya gittim ve yine her zamanki gibi siparişi aldıktan sonra bardağa adımı yazmak için ismimi sordular. Adımı söyledim de aklıma şu geldi. KİMSE gerçek adınızın söylediğiniz isim olup olmadığını anlamaz. Dilediğiniz ismi söyleyebilirsiniz ve üstelik şirket politikalarından ötürü size gülümseyerek cevap vermek zorundalar. Her koşulda haklısınız. Ben de şuna karar verdim. Bir daha ki gidişimde şöyle olacak:
-Bir isim alabilir miyim;?
+Şakir
-höü??


hı hı evet bunu yapcam :D sonra da gelip buraya yazıcam :D

20 Ağustos 2009 Perşembe

bir dolmuş macerası vol.2

Ah bulokçum ah!!! Her bindiğim dolmuş ayrı bir macera!! Her dolmuşçu kırık, dengesiz, arıza... En son ki maceramdan ötürü ankara'dan kaçtım. (Sadece dolmuşlarından ötürü) Sırf bu yüzden evet hı hı tabi ki... Neyse işte kekeremekere... Normal (ütopik) dolmuş şöförlerini aradığım bu yolculukta yine bir dolmuşa bindik.

Gayet normal başlamıştı yolculuk. Ben arkadaşımla oturuyordum ve arkada iki kişi daha oturuyordu. Ücreti ödedikten sonra dolmuşçu dolmuş telsizi ile konuşmaya başladı hararetli bir şekilde. Durmaksızın "23 nerdesin sen?" "kipayı geçtim abi." "6 sen nerdesin?" "Özkanlar sitesini geçtim abi." şeklinde kim nerede kiminle oynarcasına soruyorlardı birbirlerine(kaç yolcu olduğunu da sordular). Bu muhabbet sonlanmaya yaklaşırken dolmuşumuz bir durağa yaklaştı. Pencereyi açıp sordu:
"kaç kişisiniz?
*eee... 1.2.3. ... 5 kişiyiz ama ikimiz ayrı onlar da farklı. (aralarından biri ben tekim kipaya kadar gideceğim.

--dolmuşçu inatla kapıyı açmaz.
"kuşadası mı hepiniz? kuşadasına mı gitmek istiyorsunuz? Bu kuşadası arabası da.
* Evet evet. kuşadasına gideceğiz..
"Tamam (der ve basar gaza o 5 kişiyi almadan ilerler.)

Daha sonrasında diğer durağa gelinir ve orada da pencereyi açar seslenir.
"kuşadası mı?
*evet
"peki (der ve yine aynı hikaye bayanı almadan yola devam eder.)

Bunu 5-6 kere yaptıktan sonra yolcu almaya karar verir ve yolculuk nispeten normale döner. Ancak işin şaka gibi olan tarafı kimin hangi yolcuları almadıklarını telsizle gülerek "almadım la bayağnı" şeklinde anlatmaları ve topluca gülmeleri.

Hala arıyorum. Normal dolmuş şöförlerinin olduğu dünyayı..

14 Ağustos 2009 Cuma

Ignorito

Bu sabah kalktığımda ayağıma kitap ilişti. Evet! Ayağıma ilişti! Ne arıyorsa yerde. Kitaplığa kaldırmak için aldım elime ki "kokoloji" kitabıymış. Bizde varolduğundan haberim bile yoktu. İçinde bir sürü test olan bir kitap. Bunu da anlamıyorum. İnsanlar testlerden kaçarlar genelde bkz. öss, oks, hakimlik savcılık sınavı, ales, "tofıl" vb... Neden testler üzerine bir kitap yazmışlar ki ve insanlar bu testleri zevk için çözüyor. Enteresan. Neyse konuya dönelim. Kokoloji elimde idi. Bir denemek istedim. (:D evet yazdıklarımla çelişmekteyim. Denge eksikliği varsa nolcak ki buloğun konseptine uyuyor)

Kitabı rastgele bir test gelecek bir şekilde açtım. Testin adını hatırlamıyorum. Ama olayı şuydu:

Bir partiye arkadaşlarınızla gideceksiniz. Arabayı sürme görevi size düştü. Arkadaşlarınız içki içerken siz içmiyorsunuz fln. Eve dönme zamanı geldiğinde bu sarhoş arkadaşlarınızı nasıl ikna edersiniz? Şıklarda
  • eğer şimdi çıkmazsak sizinkiler sana çok kızcak
  • şimdi çıkmazsak bana çok kızılacak
  • hadi parti bitti. midem bozulacak içme daha
  • gidiyoruz. sabah erkenden kalkmam lazım yürü.

Şıkların %100 böyle olduklarına söz veremem. Ama aşağı yukarı böylelerdi. Hiç bir şıkkı beğenmedim :D "Ben gidiyorum. İstiyorsan gel" tarzında tehditkar bir duruşu tercih ettiğimi düşündüm. Bunu kendi şıkkım ilan ettim ve yine de sonuçları okumaya karar verdim. Bu test nasıl bir ebeveyn olacağınızı ortaya koyuyormuş. Diğer şıkların sonuçları ile karşılaştırdığımızda Führer gibi bir anne olacağım sonucuna vardım. "Kurallarıma uy yoksa umurumda değilsin." Yazık la doğacak olan çocuklarıma. Ama haklıyım. O kadar doğurcam bi de dinlemeyecekler. Oldu!

İşte böyle bulokçum. Sorguluyorum kendimi. Niye! Niye böyle bir umursamazlık feysbukun tabiri ile yoksayma akımı sardı dünyayı! Niye bu akıma yer yer kaptırıyoruz kendimizi. Neyse kaptırıyorsak/kaptırıyorsalar da umurumda değil. hıhh


11 Ağustos 2009 Salı

Oyundan Enstantaneler III

Eveline'nin eksiliğinden ötürü oyun berbat oldu. Neden? Çünkü kötü bir gm olarak tek karaktere bağlı olarak yazmıştım senaryoyu. Öyle harbi süper oluyor. Tabi oyuncu geldiğinde:D Gelmeyince böyle de iğrenç oyun olabiliyor. Daha önce de yapmıştım aynı hatayı behçet gelmemişti bu sefer de. Neysem. Şöyle bazı gözlemlerde bulundum. (tamam bazıları gözüme kakıldı resmen.) :
Vampirler çok güçlü olunca power play oluyor ve politika vb. söz konusu olması gerekiyor. Bu da zorlaştırıyor oyunu.
Malkaviansız sanki olmuyor. Bu ne biçim şey arkadaş. Uyuşturucu gibin.
Sanki vtm daha iyiydi.


Napsak netsek bre oyuncular? Neysem gelelim bizim oyundan enstantane kısmına:

- Fionnlagh bugün kendini yine 56498 kere öldürtüyordu. Bkz.
*basilisk tarafından
*v tarafından
*v tarafından
*v tarafından
....
*v tarafından
*sebastian tarafından
*sebastian tarafından
:D şaka tabi bu kadar değildi de. Evet bir demet gül tarafından öldürülüyordu:D

-V kendini yolunda biraz daha ilerletti.

- Dominate savaşları yaşandı.

- Mage amca, true faith li kızan hepsi vardı.

ama yine de güzel bir oyun değildi sanki. Ya da bana öyle geldi. Neysem bu yazı da kısa olsun.

6 Ağustos 2009 Perşembe

Ü ü Rü Üüüüüü....

Dün sabah malum usul için erkenden kalktım. Ehehe sınav geçeli bir kaç saat oldu:D ama bana bir gün gibi geldi.. Bu sabah olcak o:D Neyse baştan alalım.

---
Bu sabah 3 civarında usul ve sosyolojiye bakabilmek için kalktım. En azından kitapları bir kere okumuş olayım umudu ile. Okudum da. Tam geri yatmayı fln planlıyorum sabah ezanı okunmaya başladı. Annanem ezan okunurken yatılmaz derdi, ben de yatmadım. Oturdum. Biraz da kanun okumaya başladım. Okuyordum. Ezan sona erdi. Okumaya devam edeyim dedim. Kanun bitsin de öyle yatayım dedim. Kanunu okuyordum ki birden dışarıdan bir ses geldi. Camı açmıştım daha öncesinden sabah serini odamı doldursun ki uyanık kalabileyim diye. O sesi duyunca bayağı şaşırdım. En son köyde duymuştum o sesi. Ü ü Rü Üüüü!!! "nasıl?" dedim birden. uykusuzluktan ötürü böyle olduğunu sandım kendimi telkin ettim ki. Bir kez daha duydum. Ü ü RÜ üüüü.!!! Olamazdı ki. Çankayada horozu hangi manyak besler!!! Delirmediğimi kendime ispatlamak için kardeşimi uyandırdım. Zavallım tek gözü açık bi şekilde miskin miskin geçti camın önüne dinlemeye koyuldu. Tekrar gelen horoz ötüşü ile gözleri öyle bir açıldı ki. Tüm o uykusu, miskinliği gitmişti. Horoz 3-4 kere daha öttü. Artık sinirim bozulmuştu. Camı kapatıp uyudum :D ama buradan seslenmek istiyorum.

Çankaya'da arka bahçesinde, balkonunda, salonunda horoz besleyen manyak!!! Çok özgün bir düşünce de nerden geldi bu dengesizlik?

Küfür gibiyim.

Bugün Eylül'den beri sürdürdüğüm Medeni Usul Hukuku çalışma furyasını sonlandırdım. Evet!!! Sonunda!!! Yehuu!!! vb. Sabahtan önce 10:30 da Hukuk Sosyolojisi sınavına girdim. 15:00 da da Usul sınavına. Ama bunlardan hiç biri buraya yazılmalık kısım değil. Bu iki sınav arasında hocayla odasına gidip konuştum. Şöyle oldu:

+Merhaba hocam. Oturabilir miyim?

-(hafif şaşırır bi ifadeyle) otur tabi.

+ Ben de sınavdan çıktım şimdi hocam. İyi geçti. Geçerim rahat. İkişer parmak boşluk bıraktım sayfa kenarlarından Ülker Hoca'nın sevdiği gibi. İyiydi yani. Siz naptınız hocam?

- (bayağı şaşırır bi ifadeyle ) eee.. iyi işte. sınavlar falan uğraşıyorum. yaz okulu telaşı.

+sizin bi kitap vardı hocam ceza hukukunda tahkim ile alakalı adalet bakanlığının istediği.

- haa. evet. yazdım onu. yakında basılacak.

+ oh oh ne güzel. o değil de hocam sizin yanınıza sınavdan önce geldim sonrasında dolu olur odanız endişesi ile. Bu yaz okulu için Abd programından vazgeçtim hocam. O programların getirisini siz daha iyi biliyorsunuz daha tecrübelisiniz benden ve bu fedakarlığım boşuna olursa bunu kaldıramam ben. Adaletli bir insansınız hocam biliyorum. Geçelim diye bize ödevler veriyorsunuz. Geçmemiz konusunda takdir yetkiniz olduğunu da biliyorum ve sizi ileride iyi olarak anmak istiyorum. Tüm o şeylerden boşuna vazgeçmiş olmayayım hocam lütfen.

- Ben sana güveniyorum canım, akıllı kızsın.

+ Ben de size güveniyorum hocam.


Not: usul hukuk I i 70 ile geçtim:D Bu konuşmalar Usul II içindi. Bakalım. In kismet we trust.

----

ve bu şekilde ilk defa not için yalvardım. Zaten ilk yaz okulumdu. Son olur umarım.

2 Ağustos 2009 Pazar

watch you over...

Alter Bridge in bu şarkısını bugün o kadar çok dinledim ki başlık olamaya layık gördüm onu..

-----

17 saat sonra haftalardır çalıştığım dersin sınavının verdiği panik, endişe, heyecan, bıkkınlık vb. den ötürü doğru düzgün bir şey yazamamaktayım. Ama iyi çalıştım, tahkikat, isticvap, ehlivukuf ve bunlara benzer türkçesi ne olabilir ki diye düşündüren konulara. Neyse konu bu değil; medeni usul ile alakalı ama dolaylı yoldan.


Cumartesi günü tesadüfen bi arkadaşımla karşılaştım. Pazartesi oyun çıkışı da karşılaşmıştım. Bu aralar hep karşılaşıyoruz. Haftaya cuma da karşılaşıcaz ama bu sefer planlı bi şekilde. Neyse yine konudan saptım. İşte o arkadaşımla karşılaştım fln. Bir kaç saat sonrasında "emesen" de görüştük. Şöyle bir görüşme oldu:

+ Farkındaysan seni hep takip ediyorum nihehe.

- Aman erşiii, noldu biliyor musun? Biraz önce Mustafa Abi bizdeydi. Seni sordum. Seni Seviyormuş.

+ Oha. Ehueh. Kim ki o? Tanımıyorum ki.

- Mustafa Abi be. Kim olcak!

+ Dalga mı geçion kızım kim yaa. Bak valla tanımıyorum. Başka erşen olmadığına emin misin onun hayatında. Karıştırmışsınızdır şeker.

- Başka erşen var mıdır sence dünyada! Neyse. Mustafa Abi işte.

+ O kim yaa?

-Mözbek kızım. (not: mözbek medeni usul hocası oluyor.)

+ Ohaa :D:D:D:D Mözbek mi? Ney nasıl? Beni seviyor muymuş? Yemiş o seni. Yemediyse de sevgisini farklı şekillerde tezahür ediyor. Kelime tezahür müydü bu arada. Neyse değilse de artıkın öyle.

- Öyle dedi valla bak. Seviyorum onu iyi kız. dedi senin için. İnşallah geçersin.

+ Allah büyük.

- Manyak.

---

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Gugli gugli gugli..

Bulokçum, uzun süredir usul çalışmaktan hayal gücümün yok olmaya başladığını farkettim. Bir üşengeçlik sardı beni. Böyle bir değişik anlayacağın. Bildiğin yok oluyor. Düşünemiyorum sanki. Neden ama neden böyle oldu peki??? Biraz da bıkkınlık var biliyor musun bulok. Eylülden beri aralıksız hukuk nasıl bir şey biliyor musun?? Ha!! Ha!!! Ama inanıyorum ki bunların hepsi kötü bir kabus. Uyanmayı beklemeliyim sadece. Uyanana kadar da gugli gugli gugli....

30 Temmuz 2009 Perşembe

Oyundan Enstantaneler II

Bu bölüm başlamadan önce oyuncular beni kızdırdılar o yüzden bu oyunda olmasını planladığım yazdığım hiç bir şeyi yapamadım/yaptıramadım. Zaten başlamam da pek bir zaman almıştı. Neyse iyi yönünden bakalım yeterince kızdırmadılar.



Oyunun başlangıcında prensimizin scourge u prensin onları beklediğini söylemek üzere Sebastian'ı ziyarete geldi. Hepsi Sebastianlardaydı zaten. Bunlar da hazırlandıktan sonra yola çıktılar at arabası ile. Ain arabayı sürüyordu, ormanın arasından geçerken bazı sesler duydu ve arabayı durdurup tam içindekilere seslerden bahsediyordu ki. "frpmfrpfmrpfrmfrmpf" ayak sesleri birden etrafı sardı ve aniden ağaçların arasından 2-3 metre boyundaki karartı gibi gözüken ve çok hızlı hareket eden bir "şey" at arabasının üzerine atladı. Öyle bir hız ve kuvvetle atlamıştı ki at arabası, atlar ve arabayı süren Ain o şey beraberinde ormanın derinliklerine doğru takla atarak savruldular. Bu takla sonrasında Ain uzağa savrulmuş, araba parçalanmış bu yüzden Eveline, Sebastian, Fionnlagh, V başka bir yere "şey" beraberinde savrulmuş, atlar ölmüş, araba parçalanmıştı. O şey nasıl bir şey derseniz, şöyle bir şey:



E anladığınız üzere werewolf çuklar sardı vampirciklerimizin etrafını. Evet tam 5 tane werewolf 5 vampirle çarpışacaklardı. :D :D :D Evet o werewolflar yer onları... Zaten kaza sonrasında V ve Eve torpor a girmişlerdi. Neyse burada GM biraz sakinleşti ve acıdı roleplay le kurtulma şansı verdi. Neyse bölümün epik combat 'ına gelelim. Şöyle gerçekleşti:

Sebastian (Ventrue) "dominate" disiplini ile Fionnlagh(Brujah) a kurtadamlara saldırması emrini verdi. Bunun üzerine Fionnlagh o dominate hüzmesi diyelim karşı koyamadı ve werewolflardan birine saldırdı. Kaburgalarının çevresinden ısırdı bir miktar kan içti. Tam dominate etkisinden çıkıyordu ki werewolf kanının delirtici/yoldan çıkarıcı etkisi kendini ortaya koydu ve kendini gösterdi. Fionn umuz Frenzy(vampirlerin sinir krizi diyebiliriz)ye girdi. İlk iş olarak kanını daha da güçlü olabilmek için yoğunlaştırmaya başladı ve bu esnada da ısırdığı yeri kopardı çiğnemeye başladı. Bunun üzerine werewolf umuz liderinden izin almak sureti ile aynı hareketi onun üzerinde yapmak üzere harekete geçti, vampirciğimizin kafasını ısırdı tam Fionn un yaptığı gibi koparmak amaçlı çekecekti ki Fionn umuz elini kurtadamımızın gırtlağına sokmak sureti ile yemek/nefes borularını çekti. Ehh kopardı da. Bunun üzerine kurtadam nefes alamamak, bocalamak vb. yaşayarak kendini bir an önce iyileştirmeye bakıyordu ki, Fionn yine kanını yoğunlaştırmaya başladı bu sefer hızlı olabilmek içindi. Elindeki gırtlağı ağzına attı ve yemeğe başladı bu esnada kurtadamı tuttuğu gibi zıpladı, kanını güçlenmek için bacağında yoğunlaştırmıştı, kurtadamımız hala kendini iyileştirme çabasındaydı. Bayağı bir yükseldiler ve Fionn düşüşlerini ayarlayarak diğer kurtadamı isabet ettirdi :D evet bir kurtadamla zıplayıp diğerinin üzerine düşüp ezdiler. Beraber zıpladıkları kurtadam ölmüş diğeri ne olduğunu anlamakla uğraşıyordu. Fionnlagh hızlı bir şekilde Hand Axe ini o hala yaşayan Werewolf üzerinde kullandı ve onu da öldürdü.

Özetleyecek olursak

- Fionn kurt u ısırdı.

- kurt fionn u ısırdı.

- fionn kurtun gırtlağını kopardı ve ağzına attı.

-ağzına atarken kurtu tuttuğu gibi zıpladı.

- diğer kurtun üzerine düştü, arada kalan kurt öldü.

- üzerine düştüğü kurtu Hand Axe i ile öldürdü.

Üstelik tüm bunlar 6 saniyede oldu...

Etkileyici değil mi??? Peki bu hareket kaç xp aldı? None.

Malkavian olmayacak dediğim oyunda iki bölümde de malkavianlardan bahsettim ve bu bölümde aslında Morgan kimdiyi açıkladım.. Ama onlarsız olmuyor tabi.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Oyundan Enstantaneler I

Oyunumuz 1215 temmuzunda Londra'da geçiyor. Oynun güldüren, belki düşündüren, arada gm i sinirlendiren anları da şööle oluyor:

- Fionnlagh ın kendini "Ğaaağğğh.. Sıs kız.. Ben hebelehük(varsayımsal kendi adı)." diye tanıtması

- V'nin John of England'a "şşş hop kral baksana bir" demesi

- Sebo'nun Londra nöbetçi askerlerini "ben yalan söylüyorum tabi ki ben öldürdüm bu adamları ama sen benim öldürmediğime bunun intihar olduğuna inanacaksın" şeklinde ikna etmesi

- Eveline 'in çingenelikleri. brujah ı " ay sen geç şööle köşeye" demesi, prensi ayartmaya çalışması

- V'nin şehrin tüm vampirlerini öldürme denemesi

- Fionnlagh'ın bir suikaste uğrayayazarken Ain'nin attığı ok ile kurtulması

- Eveline'in evden eşya almak için Ain ile çıktığı yolculukta karşılarına çıkan ifrit i anlatmak için ilüzyon kullanması ve bu yüzden tüm ev halkının tırsması


gibi gibi gibi.. eksiklerim varsa uyarın oyunuclarım...


-------------------
oyun sonrasında çok sonrasında geçen muhabbet:

merve: o adam dışarıdaydı demek

erşen: evet :D

merve: beni uyaran ruh da gelecekler kaç dedi

erşen: evet :D

merve: has....

erşen: (tek kaş kalkık sımayliy)

merve: çoh kötüsün gm hanım
hanıııım hanııım kendine geeeel

-------------

hadi bakalım...




28 Temmuz 2009 Salı

usul ödevimlen ilgili..

ödevi bilgisayarda office olmadığından not defterine yazdım. öyle atmayı düşündüm uzun süre. hakaret gibi öğrenciyim. ama garanti olsun diye arkadaştan word dosyasına aktarmasını rica ettim. kırmadı sağolsun. ve o şekilde attım. Ama düşünsenize not defterinde bir dosya geliyor 4 kb lık :D bi açıyorsunuz içinde davayı mütekabile müddeialeyhin derdest davaya karşı cevab ı arzuhalle müddeiye ikame ettiği davadır falan yazıyor. komik :D:D:D

höm höm...

Bulokcuğum, kararsızım anacım. Bana biri şunu açıklamalı:

6 Ağustos'ta 15:00 da sınava girecek ve 17:00 gibi sınavdan çıkacağım. Ayrıca, 7 Ağustos'ta 09:00 da derste olacağım. Gayet normal bir durum değil mi. :) Yalnız ufak bir detay var bunu anormal kılan. Sınavım Ankara'da dersim Washington D.C de. Sonraa ben Mart ayında adımı bu program için yazdırmış kaydımı yaptırmıştım. Ama nedense Haziran ayına kadardı kayıtlar deme ihtiyacı duydular kaydım yokmuş gibi. Vize işleri de azcıkın karmaşık be bulok. Şimdi sana soruyorum tüm bunlar bana gitmemem için gönderilen işaretler mi!!

26 Temmuz 2009 Pazar

Not a true story...

Burada anlatılacak olaylar tamamen kurgusaldır gerçekle alakası yoktur. Hı hı evet. Yok. Kesinlikle yok. Hı hı evet. Neyse hikayemize geçicek olursaaak:

E kişisi ile K kişisi arkadaştırlar ve bunlar arada sırada ufak kötülükler yapmayı severler, bununla mutlu olurlar. Bir gün K kişisi Ejder ruhlu bir G kişisi ile tanışır ve çıkmaya başlarlar. Ancak bu G kişisin ruhu Ejderden çok Ajdarınkine benzediği ortaya çıkar ve bu yüzden K kişisi bu kızdan ayrılmak ister ancak bir şekilde 2 ay kadar çıkarlar. En sonunda K kişisi G kişisinden ayrılmaya karar verir. Bunu nasıl yapacağını E kişisi ile tartışır.

K: Himym daki gibi mektup bıraksam, yok olmaz üzülür. Yapsam mı. yok yok. Sorun sende değil bende diyim en iyisi.
E: yok yaa mektubu bırak. En azından ööle deme de şööle de: "sorun bende değil, tamamen sende, naptıysan yaptın bana kendini sevdiremedin." gibisinden. süper olur beee....
K: oha harbiden süper olurrr..


K kişisi G'den ayrılır. Ancak kaderleri msnde kesişir konuşurlar. K her zamanki gibi G ile dalga geçiyordur. Bu konuşma esnasında da E ile K konuşmaktadır. G ile bir olup dalga geçmeye devam ederler. E'nin aklına Facebookta gördüğü bir video gelir. salak bir kız boynuz yediğini tüm türkiyeye daha da salaklık ederek ispatlamaktadır.

E: şey sorsana. hani şu feys te bi video var kız erkek arkadaşına küfür etmek için hazırlamış. ondan hazırlıcak mıymış sana. ehuehueuh bööle sorsan noolur acaba .
K: Ehuhuehue.. Soriym.
ve sorar da. bir süre yine dalga geçmeye devam ederler. Bunlar yetmezmiş gibi E, K ye yeni kurban arar. Bakalım Ğ tuzağa düşecek midir?

To be continued...





18 Temmuz 2009 Cumartesi

Barone Lucillia

Zamanında bir barone yaşarmış, Lucillia adında, italyanın kuzeyinde bir baronlukta. Bu kızcağız hep diğerlerinden farklıymış da fln fln. Sonuç olarak kızımız magus olmuştu.Olurken de hayatının bir kısmından vazgeçmişti :ONU KISITLAYAN HİÇ BİR SOYLULUK İBARESİNİ ÜZERİNDE TAŞIMAYACAKTI.

Baronluktan ayrılır Venedik e yerleşir maceralar maceraları takip eder Venedik'ten ayrılmak zorunda kalır ama gün gelir Venedik'e dönmesi gerekir. 3 ay geçmiştir ayrılalı. Evinde kimse yoktur ve kapılar da kilitlidir. Şovalye arkadaşından yardım ister, şovalye adabını takınması konusunda onu uyarır ve bir miktar ahlak- adap dersi verir. Kız dinler dinler dinler ve adabını takılarak sorar, şovalye yardım etmeyi kabul eder ve eder de. Yardımının ardından da "gördünüz mü? O kadar da zor olmasa gerek leydim. Size yakışan hareketlerde bulununuz lütfen." der (yada o tarz bişey der) "Sağol gerizekalı" der kızımız da cevap olarak. Bu lafın üzerine şovalye kızımızı eve kilitler. Kızın umurunda olmaz bu hareket. Üst kata çıkar tüm paralarını alır. Tam gidecekken aklına gelir soyluluk paçasını kurtarmaya yarayabilir diye aile yüzüğünü parmağına takar.

Ve işte o yüzüğü taktığı anda gözleri kararır. Yeminini bozmuştur. Şarta bağlı akdi feshetmiştir bir nevi. Ve gözlerini açtığında karşısında avatarını görür bir ışığa doğru süzülüyordur. Kalkıp ulaşmaya engel olmaya çalışır yapamaz, büyüyü dener. Hep yaptığı gibi zamanla oynayarak engel olmaya çalışır ancak zaman artık onu dinlemiyordur. Gözlerinin önünde avatarı çeker gider. Kızımız o an çöker yere. Artık magus değildir. Eskisi gibi zamanla, zihinle oynamak bir yana hissiyatı bile normale dönmüştür. Artık hiç iradesi kalmamıştır. Hayatında tutunmak isteyeceği bir şey..

Sonra yanlışlıkla o şovalyeye evlilik teklif etti fln ama o da çoook ayrı bi hikaye:D

Not: Olm çöktüm lan. İnsan oldum. Mage oyunundaki İnsan. İroni ki bu .

içim acıyor..

Geçen arabayla bi yere geçerken, bir cenaze aracı gördüm, Reyhan Teyze. Canım acıdı. Niye bu kadar erken ayrıldın ki aramızdan. Ama seni çok özlüyoruz bunu sakın ha unutayım deme.