15 Mayıs 2011 Pazar

01:32

Dengesizliğimin doruğundayım.

8 Mayıs 2011 Pazar

Bu ne biçim bir şeydir?

Bulok, ben aşık oldum. Hem de sanırsam ilk kez. Çünkü çok garip duygular deneyimlemekteyim. Yabancı duygular... Bu nedenle de ilk olduğunu varsayıyorum. Lakin aşık olduğum kişinin umurunda olmamak çok fena acı veriyor var ya. Ne yapıcam ne edicem bilmiyorum bre bulok. Offf yaa. Ben ağlamak istiyorum sanırım. lakin ağlayamıyorum, çünkü dün geceden hala sarhoşum. Offf ama yaaa.

26 Nisan 2011 Salı

Cédric.

Bulok.

Ben böyle adam görmedim hayatımda.

Bir insanda neden tüm mükemmel özellikler toplanmış olabilir ki? Sonuçtan memnun değilim sanma sakın böyle dedim diye. Şahane yahu.

Adam muhteşem!

Fazlasıyla.

Piyanoyu çalışı, o kadar harika ki, saf, hassas, yumuşak ama bir o kadar güçlü ve tutku dolu.

Çalarken mırıldanıyor melodiyi mesela. Çok tatlı değil mi!!!

Bugün kendimi rahat bir koltukta oturuyor ve Cédric'i hemen önümde piyano çalarken farkettiğimde o kadar iyi hissettim ki. Odada sadece ben, Cédric ve Karşı vardı. Onu piyano çalarken dinlemek ve bunu günün olağan bir parçasıymışçasına hissetmek...




14 Ocak 2011 Cuma

Bu kışın en önemli in i ve out u.

Yazmaya değer bulduğum ve bariz bir şekilde gözlemlediğim bu değişiklik birazdan sizleri çok şaşırtacak, eğer yaşınız küçük ise (bu zihinsel ya da biyolojik olabilir size kalmış) korkutacak ve gözlerinizde yanma ile sonuçlanacak yan etkilere sahip bir yazı olabilir. Sorumlu tutulamam şimdiden söyleyeyim.

Konumuza dönecek olursak manyak dolmuşçularla kaynayan ankara sokakları, artık benim için güvenli bir hal aldı bu yönden. Hiç bir manyak dolmuşçuya 5-6 aydır rastlamıyor olmanın verdiği rahatlık ve mutluluk anlatılamaz bir lezzette.

Ancak herkesin bildiği gibi evrenin döngüsü yine oyununu oynadı ve dedi ki "ey denge fakiri sen kendini huzurda mı sanırsın al sana başka manyaklar!!". O gün bugündür bindiğim tüm taksilerde şöförler bana hayatlarını ve geçmişlerini anlatıyor, niye bilmiyorum. bu bir şaka olabilir böyle uzun dönemli. evet evet . ancak böyle olabilir yoksa toplam 10 dk süren taksi yolculuklarında tüm hayatını anlatma ihtiyacı duyan tüm taksi şöförlerine denk gelme ihtimalim de olmasın artık.


Şimdi bunu yazdım da aklıma geldi. Galiba "bana hayatını anlatabilirsin" diyen bir suratım var. Çünkü geçen istanbulu dinleyen bayan ile metrodayken de bir amca (yaşlı) metroya koşarak girdi 3-5 sn sonra da kapı kapandı ve bunun üzerine bana geçmişinden anektotlar verme iznini aldığını düşünerek konuşmaya başladı. Nereye gittiğini kimlerin onu beklediğini, kapıda kalsaydı onu kurtarıp kurtarmayacağımı sordu. Buradan evrenin döngüsüne sesleniyorum: git bi çay koy.

Siftaf vol.2

Malum denge fakiri olunca kapatıyoruz gibi yazıların üzerine başka yazı yazmak ayıp olmuyor bu diyarlarda. Bulok yazmayı özledim. Sinirimi bozan durumları ortadan kaldırınca yine döndüm buralara. Hayat zor dışarıda azizim geçen bi baktım karşıdan ıspanaklı muhallebi yiyen bi genç ağzını üzerine temizleyerek etraftaki muhabbet kuşlarını kovalıyor. True story. O sebeple de buraya dönmeye karar verdim. Bir de latin danslarına başlıcam. İlliyet bağını kurabilirsiniz.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Kapatıyoruz.

Bir dengefakiri yolculuğunun da sonuna gelmiş bulunmaktayız. Sorun bende değil; dengefakirini seviyor ve anlatıcak çok dengefakirliklerinde bulunuorum; sorun sizde değil siz de okuyorsunuz. Sorun bende; size anlatıcak güvenimi yitirdim, sorun sizde okumamanızdan çok okumanız endişe verici. Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz; çıkarken mandal ve margarinlerinizi unutmayın.

Sizi sevmedim, babanızı da sevmezdim sütoğlanlar.

9 Kasım 2010 Salı

disconsolate.

Hani cuk diye oturan kelimeler olur ya. ondan.

7 Kasım 2010 Pazar

böyle de manyağım.

Hani yaşlı teyzeler vardır ya. şu da torunum bu da oğlum vb. diye fotolar gösterir. sormasanız bile. O yaşlı teyzelerden biri de benim. Kurbanım da genç bir hanım. Kendisine farklı fotoğrafları istemiş olsa da kardeşiminkileri, dedemin ve hatta yengeminkileri gösterdim. Evet o yaşlı teyze benim.
Bu arada o genç hanım, sizi çok seviyorum. HEPİ BÖRTDEY.

1 Kasım 2010 Pazartesi

How the hell I could do all that?!

Aynen böyle başlık atmış karşı. Ben de karşı yazı yazıyorum, denge fakiri penceresinden.

Birbirini takip eden günlerde, ilk önce parmağımı kestim- ama sağlam kestim, nasıl bilmiyorum, bayaa kanamış, kanamış diyorum çünkü 5 dk sonra kesildiğini anladım etraftaki lekelerden- daha sonra ayak parmağımı kestim- hem de priz yardımı ile.

Benim de sorum bu: How the hell I could do all that?!!!

bok vardı.

Çok pis nefret doluyum. O kadar nefret doluyum ki, her tarafta gargamel görüyorum.

Şam fıstığı sevmiyorum arkadaş!

Bulok.

Şam fıstığı sana da garip gelmiyor mu? Sevmiyorum onu. Her şeyin içinden çıkıyor ya. Deli ediyor beni. Bir de maydonozu suçlarlar bu durum için.

Ya sen nasıl dengesiz bir fıstıksın arkadaş, hem pasta içine hem salam içine konuluyor ve bununla bayağı hayran topluyorsun ya. Çok sinir oluyorum. Bir kere sen özünde dengesizsin. Karar ver Şam mı Antep mi. Ne bu şimdi iki şehri birbirine düşürmek için bir çaba mı. Ne saçmalıktır yahu.

Ne kuruyemiş olarak, Ne antep isminle, Ne şam isminle, Ne pasta içinde, Ne salam içinde, Ne dondurma üstünde, Ne dondurma çeşidi olarak!!! Hiç bir şekilde sevmiyorum! Çok sinir oluyorum her şeyin içine konulduğunu görmek. Bildiğin sinir.

Dip Not: Tüm dediklerimi "Damak"ı mahsup tutarak söylüyorum.

23 Ekim 2010 Cumartesi

belki, amin.

Bulok,

BELKİ, bir ihtimal, maddi yönü halledebilirsem,

Polonyaya gidebilirim, AMİN.




Zor işler bunlar, hele ki harçlık verilmesinin reddedildiği dönemlerde.

19 Ekim 2010 Salı

karşı karşı huuu.

karşı ile olan muhabbetimizin uzun bir süredir, whip ve death etrafında dönmesi üzücü.

evet.

rüyalarımdan etkileniyorum.

london.

rüyamda londradaydım. ve hatta mahkemesinde. ve hatta ceza mahkemesi arıyordum. bulmuştum. bi de ağır ceza var mı diye soruyordum. sonra bi heyecanlıydım var ya. ne mutluydum. konuşamıyordum. böyle kem küm idim. ihi :D

bu rüyayı da mergiz hanımla geçen konuşmalardan etkilenmek suretiyle gördüm. net.